Anasayfa

 
 FRİGYA'YA YENİ SES,YENİ NEFES
 Frig başlığı tanıtımı devam ediyor...
 Antik para Roma dönemi "Midaion-Midas Şehri" kaynaklı...
Arşiv >>  
Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi 3D Fotoğrafları yayınlandı
09.07.2011
Fotoğraf sergisinde Kütahya,Afyonkarahisar ve Eskişehir dağlık Frigya bölgesinde çekilmiş 36 Adet fotoğraf ve Frig kültürünün az bilinen değerlerindan olan "Frig başlığı" ve "pan flüt" bilgilendirme panoları bulunuyor.
12.01.2011
ATLAS Dergisi Ocak 2011 sayısında Frigya Kültürel Mirasını Koruma ve Kalkınma Birliği FRİGKÜM tarafından hazırlanan 360 derece Frig Vadileri Sanal tur CD'si veriyor.
02.01.2011
 Frigya
 

ESKİŞEHİR TURİZM ve TANITMA DERNEĞİ
Eskişehir Turizm ve Tanıtma Derneği
BEBKA (Bursa Eskişehir Bilecik)
KALKINMA AJANSI üyesidir

 frig-kütahya. mustafa tekeli
Kütahya / Frig Vadisi
 
MİDAS ve ÖZGÜRLÜK...
Kra l Midas,Apollon,Pan ve Müzik Yarışması…
Mitolojide, tanrılar tanrısı,Zeus’un oğlu müzik ve sanat tanrısı Apollon ile kırların,ormanların ve çobanların küçük tanrısı Pan arasında Frigya’da bir müzik yarışması düzenlenir.
 
Yarışmanın hakemlerinden biri de Frigya Kralı Midas’dır. Apollon, müziğin otoritesi,profesörü ve en çok bileni olması inancı ve gücüyle altından yapılmış enstürmanı olan lir’ini çalar.
 
Sıra Pan’a gelir. Pan da flütüyle ;kırların,rüzgarın,ormanların kısaca doğanın seslerinden oluşan müziğini yapar..
 
Hakemlerin çoğunluğu tanrı Apollon’u destekler ve oylarını Apollon’a verir.
 
Fakat Midas ,çoğunluğun seçimine uymayıp Pan’ın seslendirdiği müziği beğenir ve seçimini Pan'’dan yana kullanır.
 

 
Büyük tanrı Apollon ve yandaşları şaşkınlık içindedir. Nasıl olur da, bir ölümlü, bir insan, tanrı Apollon’u seçmezdi?
 
Demokrasi bilinci olmayan Apollon ve müridi olmuş diğer hakemler “Sen de çoğunluğa uysana,bizim gibi düşünsene!, derler.Midas’ın özgür düşüncesinin “rahatsızlık” olduğunu söylerler. .
 
Apollon’un taraftarlarının özgür düşünceye tahammülleri yoktur. Çünkü onların ideolojileri güçlü olana kulluktur.
Nasıl olsa onların yerine düşünen ve yapan ilahları vardır. İlahların sözleri ve yaptıkları eleştirilemez,dokunulmazdır.
 
Midas’ın oyunu alamayan Apollon çıldırır, kendisi gibi düşünmeyen Midas’ın kulaklarını ceza olarak eşek kulaklarına çevirir.
 
Midas artık, Frigya halkının gözünde küçük düşecektir.
 
Sonra da müzik yarışmasında Midas’ın seçtiği Pan’ın derisini yüzer ve bir ağaca gerer...
 
Böylece “seçen” ile birlikte "seçilen" de cezalandırılmıştır.
 
Bu mitolojik öyküyü; özgürlük bilinci olan dünya halkları çok önemsemiş,Midas;"onurun, cesaretin ve özgürlüğün" evrensel sembolü olmuştur...
 
 
 
Frigya ve Frigler
Anadolu toprakları tarih öncesi çağlardan başlayarak çeşitli kavimlerin akınlarına ve yerleşmelerine sahne olmuş, uygarlıkların ve kültürlerin iç içe geçtiği bir
bölge olma özelliğini binlerce yıl sürdürmüştür.

Anadolu’da uzun yıllar hüküm sürmüş kavimlerden biri de Frigya Krallığı’dır. Frigler; İ.Ö. 1200 ‘lü yıllarda Trakya’dan Anadolu’ya geldikleri var sayılan ve iç batı Anadolu’da hakimiyet kurmuşlardır.. 

Hititlerin zayıflayıp yıkılmasından sonra, Ankara, Kütahya, Eskişehir ve Afyonkarahisar’ın dağlık bölgelerinde yoğun olmak üzere, Uşak ve Denizli ‘ye kadar olan bir alanda yaşamışlar. İ.Ö.750 ‘li yıllarda Gordion’un başkent olduğu Frigya krallığını kurmuşlar ve paleolitik dönemde volkanik bir dağ olan Türkmen Dağı’nın güneyi, Güney doğusu ve kuzeyinde yoğun olarak yaşamışlardır.

Frigya’nın ilk kralı; başkent Gordion’a adını veren Gordios’dur. Kral Gordios’dan sonra, oğlu MİDAS Frigya’nın kralı olmuştur. 

Frigler; İ.Ö.695 de Kafkasya üzerinden gelen Kimmerlerin saldırısına uğrarlar ve iç batı Anadolu’daki egemenliklerini kaybederler.

(HEREDOT) “...Bütün yol boyunca kraliyet konutları ve çok güzel kervansaraylar vardır,yerleşim yerlerinden güvenlik içinde geçilir.. Friya sınırında Halys ırmağına raslanır, bu ırmağı geçebilmek için buraya hakim durumda olan sıra dağları ve ırmağa hakim önemli bir kaleyi aşmak gerekir...

 
frigya

.” Frigler el sanatlarında, dokumacılıkta, müzikte, ahşap ve maden işçiliğinde çok ileriydiler. Günümüzden yaklaşık 3500 yıl önce boğazları geçerek Anadolu’ya göçen Frigler “at yetiştiren aristokratlar “ olarak bilinir. Dinleri Ana tanrıça Kibele kültüne dayanır. 

(İLYADA) “...eskiden bağlık, bahçelik Frigya’ya gitmiştim, atları dörtnal giden bir sürü Frigyalı görmüştüm, Otreus’un, tanrıya benzer Mygdon’un halkı, Ordular yayılmıştı Sangarios(Sakarya nehri) kıyılarına , Amazonlar gelmişti, hani erkek gibi , işte o gün ,Aralarına savaş ortağı almışlardı beni...

” Frigler giysilerinde kendi buluşları olan süslü çatal iğneler (fibula) kullanırdı. Savaşa örme başlıklar, küçük kalkanlar, kısa kargılar, mızraklar ve hançerlerle giderlerdi.

(BARNETT) “...onlar siyah ya da kızıl bukleli saçlı, kısa sakallı, Lidyalılar gibi küpe takan çaprazrenkli bantlarla süslenmiş ve köşelerinde püskülleri olan, uzun gömlekler ve uzun çizmeler giyen erkeklerdi...”

  phrygia

Eskişehir /Seyitgazi

Altın Dokunuş / Midas Dokunuşu 

(Golden Touch / Midas Touch) 

Sanat. eğlence ve şarap Tanrısı Dionysos ve alayı Frigya yaylarında oradan oraya dolaşırken, yaşlı Silenos, yorulur bir ağaç gölgesindeuyuyakalır.

Bulanlar alay edip aşağılayarak Kral Midas'a getirirler. Midas, Silenos'u on gün krallar gibi ağırlar ve Dionysos'a götürür. Tanrı çok memnun olur ve Midas'a " dile benden ne dilersen " der.

Midas; "Her tuttuğum altın olsun" diye yanıtlar Midas'ın her tuttuğu hakikaten altın olur. Kral çok sevinçlidir. Akşam olur, büyük bir iştahla sofraya oturur. Evet her tuttuğu altın olmaktadır. Ekmeği,yemeği hatta sevmek için sarıldığı güzel kızı'da altına dönüşmüştür…

Kral pişman olur ve isteğinin yanlışlığını anlar. Tanrıdan, dileğini geri almasını ister. Tanrı. Paktolos* ırmağında yıkanmasını söyler. Midas, Paktolos Irmağında yıkanır, dileğinden kurtulur, ırmağın kumları altın olur. Irmağın kıyısında yer alan SARDES kenti, ırmaktan topladığı altınla zengin olur.

Dünyada ki ilk parayı basarlar. "Karun gibi zengin" sözü. SARDES Kralı Kraisos için söylenmiştir.

*DIONYSOS Üzüm. şarap, eğlence, sanat tanrısı, Antik tiyatrolarda,Dionysos Sunağı bulunurdu. Önce bu sunağa adaklar sunulur sonra gösteriye geçilirdi. *DİONYSOS, çocukluğunda Silenos'un himayesinde büyüdüğü için, ona çok değer verirdi. DIONYSOS, Çoğu kez genç ve güzel bir delikanlı olarak gösterilir. Dionysos Alayı; Geceleri dağarda meşalelerle ve dans ederek dolaşırlar. Bir sevinç fırtınası koparırlardı. 

*SİLENOS, İhtiyar ama akıllı ve müzik ustasıdır. Yaşlanmış Satyr'lere verilen genel bir isimdir.

* PAKTOLOS Irmağı, Gediz Nehri * SARDES Kenti; Salihli'ye bağlı Sart köyü

Arkeoloji Dünyası

 

Frig Vadisi/Afyonkarahisar

 

KİBELE
Friglerin baş tanrıçası olarak bilinen Kibele’nin etimolojik kökenine ve ikonografisine bakıldığında Anadolu’da tapınım gören tanrıçaların en eskilerinden biri olduğunu söylemek mümkündür. En çok bilinen ve yaygın olan adı Kibele dışında farklı dönemlerde farklı isim ve sıfatlarla da karşımıza çıkar. Kibele, tanrıçanın Yunanca söylenişidir. Frigçe Kubileya/Kubeleya olarak anılmaktadır. İsmin anlamı konusunda bir fikir birliği olmamakla birlikte karakterine baktığımızda bereketli toprağın kutsal figürü ve dağların, mağaraların, doğanın ve vahşi hayvanların tanrıçası olduğu görülür. Frig Kibele’sinin tarihi dönemlerdeki orijini İ.Ö. 2. binyıla Bronz Çağı’na kadar gider. Friglerin yerleşim bölgesinden çok uzakta, bugün Antep sınırları içinde yer alan Kargamış’ta Kubaba ismiyle bir Hitit-Hurri tanrıçasıdır ve o dönemde de «Ana» karakteriyle saygı görür. Erken Demir Çağında Anadolu’da yaşanan nüfus hareketleri ve Frigleri de Anadolu’ya taşıyan göç dalgaları sebebiyle kültü Kargamış’tan Anadolu’nun içlerine ilerlemiş ve Friglere kadar ulaşmıştır. Frigler tanrıçayı çok sevmiş ve kısa süre içinde onu baş tanrıçaları yapmışlardır. Polatlı (Gordion) merkezleri olmak üzere Afyon, Kütahya, Eskişehir illerini içine alan yayılım sahalarında tanrıçaya adanmış pek çok kült yapısı mevcuttur. Şimdi Eskişehir’in ilçesi Sivrihisar’a bağlı bir köy olan Ballıhisar’da (o zamanki adı Pessinus) tanrıçaya adanmış bir tapınağın bulunduğu yazılı kaynaklar sayesinde bilinmektedir ve tanrıça burada Agdistis adıyla tapınım görür. Tanrıçanın en belirgin atribütleri vahşi hayvanlar özellik de aslanlardır. Çoğu zaman yanında aslanlarla ya da aslanların çektiği arabasıyla tasvir edilir. Bu bakımdan köklerinin neolitik döneme kadar uzandığı söylenebilir. Neolitik dönem Çatalhöyük’ünde bulunan kolçakları aslan başından tahtında oturan ve doğum yapan kadının pişmiş topraktan heykeli yazılı dönemlerdeki Kibele tasvirlerini aratmamaktadır. Bazı uzmanlara göre İ.Ö. 6. yüzyılda Yunan etkisiyle tanrıçanın yüksek silindirik bir başlık (polos) ve kemerli uzun bir elbise giydirildiği iddia edilse de Kargamış Kubaba’sının giyim tarzı da benzer özellikler göstermektedir. Kibele’nin en özgün simgesi büyüklü küçüklü örneklerine rastladığımız, üstünde kapı girişini tasvir eden bir niş olan bina cephesi şeklindeki anıtlardır. Bugün en görkemlisi, Eskişehir Han ilçesi Yazılıkaya köyünde yer almaktadır. Büyük olasılıkla tören ya da ritüellerde tanrıçanın heykeli bu nişin içine yerleştiriliyordu. Kibele bir süre sonra eşi ya da oğlu Attis ile anılmaya başlar.
 
Frig vadisi / Afyonkarahisar
 
Mitolojiye göre Attis, Kibele’nin görkemi karşısında zafiyete uğrar ve kendi kendini hadım eder. Bu anlatıdan esinlenerek tanrıça için düzenlenen törenlerde fanatik müritlerinin kendilerini hadım ettikleri aktarılmaktadır. İ.Ö. 5. yüzyılda Kibele tapınımı Yunanistan’da da benimsenir. Genellikle Meter Theon Idaia “Tanrıların Anası İda” adıyla anılır. Yani bugün Kaz Dağı olarak adlandırılan İda dağının kutsallaştırılmış halidir. Çünkü Kibele aynı zamanda dağların ve kayalıkların tanrıçasıdır ve Eski Yunanlılar Kibele’yi bu yönüyle severler. Kibele’nin siyah bir meteor taşı şeklindeki kültü İ.Ö. 204 yılında Pessinus’taki tapınağından alınıp Roma’ya taşınır. Romalıların Kartacalılarla savaşlarında zafer kazanmaları için kâhinler, Mater Magna yani Büyük Ana’nın Roma’ya getirilmesinin şart olduğunu söylerler. Kibele, Roma’nın yedi tepesinden biri olan Palatinus tepesindeki Zafer Tapınağı’na taşınır ve artık bir meteor taşı görünümüyle Latin tanrılarının arasında yerini alır. Üstelik Romalılar onun şanına Roma’ya getirildiği tarih olan 12 Nisan’ı bayram ilan ederler. İmparator Augustus döneminde kültü yenilenir ve adına daha pek çok bayram Romalılar tarafından yılın belli günlerinde kutlanır. Hilaria ve taurobolium bu bayramlar arasında en dikkat çekici olanlardır. Tarihsel süreç içinde Kibele hem uzak coğrafyalara hem de yakın zamanlara kadar ulaşmayı başarmış, etkisini hissettirmiştir. Mekke’de İslamiyet’in kabulünden önce Kâbe’nin içindeki putlardan birinin ona ait olduğu ve Kâbe adının Kibele’den geldiği yönünde aktarımlar vardır. Kâbe’deki kutsal Hacer’ül Esvet taşı ve Roma’ya taşınan siyah meteor taşı görünümündeki Kibele aynı çağrışımları yapar. Anadolu’muzda kız çocuklarına verdiğimiz isimlere bir baktığımızda yine Kibele’nin Anadolu insanın hafızasında yer bıraktığı açıktır. Sibel ismi, tanrıça Kibele’nin bir başka söylenişi olarak çıkar karşımıza.
 
Doç.Dr.Fatma Sevinç Erbaşı / Eskişehir Osmangazi Ünv.
 

 
 Frig vadisi/Kütahya

Ana Tanrıça Kybele ve Pessinus Kenti

 Anadolu'nun ve Frigya'nın Ana Tanrıçası Kybele'nin kültü ve tapım merkezi Pessinus kentinde bulunurdu. Bu kült bir göktaşıydı. Bergama kralları burada Ana Tanrıça'ya görkemli bir tapınak yaptırdılar. (MÖ. 189 Çatı seviyesine kadar halen ayaktadır.) Roma, Kartaca'yla savaşmaktadır ve durumu pek parlak değildir. Roma'nın kahinleri Kybele'yi simgeleyen taşın Roma'ya taşınmadıkça, Kartaca'yı yenemeyecekleri kehanetinde bulunurlar. Bergama krallarından, taşı Roma'ya götürmek için izin alırlar. Büyük bir heyet Pessinus'a gelerek Kybele taşını alıp, Dikili üzerinden Roma'ya doğru yola çıkarlar. ( MÖ.204 yılında). Gemi Tiber Nehrinde kayaya oturur, büyük uğraşılara rağmen yerinden kımıldamaz. Kahinler, lekelenmemiş bir kızın, kuşağıyla gemiyi kurtaracağı kehanetinde bulunurlar. Bir çok genç kız bu onura sahip olabilmek için girişimlerde bulunurlarsa da sonuç alınmaz. İftiraya uğramış ve kötü kadı

n damgası yemiş genç ve güzel Claudio Quinta gelir,kuşağını gemiye bağlar ve çeker. Hem gemi hem genç kız kurtulmuştur. Kybele Taşı Roma'ya getirilir, Palatinus Dağındaki tapınağa konur. Roma Kartaca'ya galip gelir. Taş o devirde konduğu yerde durmaktadır. Pessinus'ta her yıl martın 22 sinde başlayan Kybele şenlikleri yapılırdı. Kybele portresi, Roma İmparatorluğunun armasına da konmuştur.

 

Günümüzde İtalya posta pullarında Kybele portresi hala kullanılmaktadır. Antik Çağ betimlemelerinde Kybele, başında taç yerine bir kuleyle gösterilirdi. Sonraları Kybele Artemis'e dönüşmüş, Artemis'te başında kuleyle betimlenmiştir. Günümüz İtalya'sı tepesi kuleli bir kadın olarak simgelenir. PESSİNUS Kenti, Eskişehir ili,Sivrihisar ilçesinin Ballıhisar Köyündedir..Tiyatro ve Tapınak kalıntıları görkemlidir. Kazı çalışmaları devam ediyor. Asfalt

yolu,Sivrihisar'a 11 Km. dir.

Ali Güneygül KYBELE; Bütün Tanrıların ve Tanrıçaların anası. Frigya dilinde, Kubele ve Kubebe olarak geçer. Çatalhöyük'te, Kybele yontuları ile birlikte bulunan çizgi motifleri, Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarında, örneğin kilimlerde hala yaşamaktadır.Marsyas Köprüsü, halen yayalara geçit vermektedir.Çine'den Yatağan'a giden eski yolun kenarında yer alır.

Kaynakça;Ovidius, Fasti,Livius, XXIX,Herodotos, History,Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü,Halikarnas Balıkçısı, Deneme Kitaplarından,Ali Güneygül

Arkeoloji Dünyası

 

 

PAN FLÜT

Frigler'in doğa,kırların ve çobanları tanrısı PAN. Doğayı korumak için ülkesinde dolaşırken güzeller güzeli su perisi Syrinks'le karşılaşır. Ona aşık olur, diller döker ama nafile, su perisi kendini Tanrıça Artemis!e adamıştır.Artemis ve rahibeleri sonsuza kadar bakire kalmaya ant içmişlerdi.Tanrı Pan'dan kurtuluş olmadığını anlayınca kaçar, Pan onu kovalar ve bir pınarın kenarında tam onu yakalayıp sarılmak isteyince, Syrinks,kardeşleri su perilerine yalvarıp yardım ister.

 

 frig

 

Su perileri Syrinks'i saza çevirirler, Pan'ın kolları bir demet saza sarılır. Pan üzüntü içinde derin bir of çeker. Birden ortalığı hüzünlü ve tatlı bir melodi kaplar. Pan anlar ki bu ses sazlardan çıkmıştır. Bari bu şekilde benim ol der. Değişik boylarda yedi saz keser, bunları balmumuyla yan yana yapıştırarak Syrinks adını verdiği müzik aletini icat eder. Bu müzik aletine günümüzde” panflüt” diyoruz.

Arkeoloji Dünyası

 

 Frig vadisi/Kütahya

Gordian Knot/

Kör Düğüm Efsanesi

Frig Kralı bir gün ölür. Yerine geçecek varisi de yoktur. Kendisine danışılan kahin ertesi sabah kente ilk kim arabasıyla gelirse kral o’dur der. Ertesi sabah Gordios adlı çiftçi kağnısıyla kente girdi ve kral olduğunu öğrendi. Kendisini erkenden kente ulaştıran kağnısını Tapınağa armağan etti. Bu arabanın okunu boyunduruğa bağlayan ip öylesine kördüğüm edilmişti ki, onu açacak kadar marifetli olan kişinin tüm Asya kıtasına egemen olacağı s

öylentisi yayıldı. Büyük İskender M.Ö. IV. Y.y. da Gordion kentine geldiğinde bu söylenceyi duydu. Doğru tapınağa gitti, hakikaten çözülmesi imkansızdı, kılıcını çekip bir vuruşta düğümü kesti. Makedonya İmparatoru B. İskender, on yıl gibi kısa bir sürede Asya'nın hakimi oldu. Dünyanın en büyük imparatorluğunu kurdu.

*GORDİON, Frigya'nın başkenti. Ankara'nın güneyinde Polatlı yakınında,Yassıhöyük Köyündedir. Kazıları devam edi

yor. *GORDİOS, Frigya kralı, Gordion kentinin isim babası, Kral Midas*'ın babası

Arkeoloji Dünyası

 

Frig vadisi/Afyonkarahisar

Kralın Güzel Kızı Efsanesi

 Frigya kralının Tanrılara yalvarması sonucu bir kızı olur. Çünkü kral kız çocuklarını çok severmiş. Bu kız büyür gelişir çok güzel bir genç kız olur. Günlerden bir gün genç kız bir hastalık illetine yakalanır. O güzelim yüzünde çıbanlar çıkar, irinler akar. Kral üzgün kız perişan.Ülkeye haber salınır, doktorlar gelir gider, bin türlü ilaç denenir,fayda yoktur. Kızcağız sıkıntısından, üzüntüsünden kendini dağlara taşlara vurur, diyar diyar gezer çare arar. Kral da başına bir şey gelmesin ve uzaktan uzağa izlesinler diye peşine adamlar takar. Kızcağız dere tepe gezerken bir göl kıyısında uyuya kalır. Sabah olur uyanır.Gölde yüzünü yıkarken bir ferahlık hisseder, yaraları da tatlı tatlı kaşınır. Tekrar tekrar yüzünü yıkar, daha çok ferahlık duyar. Burada birkaç gün daha kalayım bu su yaralarımı rahatlatıyor galiba, diye düşünür. Birkaç gün sonra yüzünü yıkamak için göle eğilince birde ne görsün, yüzünde hiç yara yok, eski güzelliği yerine gelmiş. Kızı uzaktan izleyen kralın adamları da olaya şahit. Ortaya çıkarlar, kızı saraya götürürler, durumu krala anlatırlar. Kız mutlu, *kral* baba daha mutlu. Kral hemen bir buyruk çıkarır, bu kutsal gölün yanına bir şifa yurdu yapıla, herkes şifa bula.

Günümüzde GAZLIGÖL denilen, Afyon yakınlarındaki bu yer hala şifa dağıtmaya devam etmektedir.Gazlıgöl tren istasyonun hemen bitişinde yer alan kaplıcanın, Roma Döneminde de hizmet verdiğini kanıtlayan kalıntılar da görülebilir. Gazlıgöl'den bir çok Frig kaya anıtına ulaşmak mümkün.

Arkeoloji Dünyası

Frig vadisi/Kütahya
 
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret29755
Hava Durumu
Anlık
Yarın
5° 1°